Kapat

17 AĞUSTOS DEPREMİ VE HAARP KOMPLOSU

 

Ah o kara gün… Yüzlerce canı alıp giden kara gün…

Bize “Doğal Deprem” dedikleri ama gerçeği yıllar sonra öğrendiğimiz HAARP ile planlanan ve yıkıma yol açan o kara gün…

Deprem’de kaybettiğimiz o canların bugün ölüm yıldönümü… Bir kez daha rahmet ile anıyoruz aziz hatıralarını…

Gelelim o kara günün olduğu depremi incelemeye;

17 Ağustos 1999 günü büyük bir deprem gerçekleşmişti. Tunguska’da meydana gelen büyük enerji patlamasının bir benzeri Türkiye’de de görülmüştü. Tunguska olayında bu enerji patlamasına şahit olan yüzlerce kişi gökyüzünde kırmızı bir alev topu görmüşlerdi. Yine bununla paralel olarak Türkiye’de büyük bir yıkıma yol açan 17 Ağustos depreminde de Tunguska’da görülen benzerlikte belirtiler ortaya çıkmıştı.

Görülen bu patlama, kızıl top, ateşli top gibi yakıştırmalar yapılan görsel ışınımlar aslında başlı başına HAARP olduğunun kanıtıdır. Zira 1995 Kobe depremi, 2011 Japonya depremi, 2004 Endonezya’da meydana gelen tsunamide de halk bu ışığın görüldüğünü söylemiştir. H.a.a.r.p deneylerinin uygulandığı yerlerde de aurora ışığı görülür. Deneylerin iyonosferde oluşturduğu kırılma aurora ışığı oluşmasına neden olur.

17 ağustos depremi ateş topu ile ilgili görsel sonucu

HAARP’ın depremleri gibi birçok deprem Türkiye’de maalesef gerçekleştirilmektedir. Bunlardan bazılarını tespit edebilmek mümkündür. 

7 Ağustos’ta gerçekleşen patlama, uğultu, gökte görülen kırmızı renkli dev alev topu ve sonrasındaki yer sarsıntıları Tunguska olayı ile büyük paralellik taşıyordu.

Hatta o dönemde Sabah Gazetesi’nde bir makale yayınlayan Can Ataklı, sismik bir bomba olabileceğine dikkat çekmişti ve köşe yazısında bir balıkçının ifadesine yer vermişti. O balıkçı basına yansıyan tanıklığında olay ile ilgili olarak şöyle diyordu:

“Tam deprem olurken göğe bir ateş topu yükseldi, gökyüzü aydınlandı, yıldızları tutacak gibi oldum.”

Peki, acaba Tesla’nın Tunguska’da kullandığı düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji naklini sağlaması ve açıklamalarında “Bir bölgedeki tüm yaşamı yok edebilirim!” dediği HAARP’ın temelini oluşturan bir teknoloji mi kullanılmıştı?

Tesla’nın böyle bir teknolojiyi oluşturduğu ve bunu yapabileceğini kendi sözleriyle ortaya koymuştuk. Bugün Tesla’nın fikir babası olduğu HAARP tesisinin böyle bir yapay deprem silahı olarak kullanılmadığını kim söyleyebilir?

Peki, acaba Gölcük depreminin gerçekleştiği sıralarda HAARP tesislerinde neler oluyordu? İyonosfer sıcaklığı ve hareketleri tespitini sağlayan cihazların ekranlarında neler vardı?

Sismik ağ kurulan bölgelerden biri olan Gölcük’teki sismik hareketler HAARP ekranlarına nasıl yansımıştı?

Peki, ya yakın tarihte gerçekleşen ve İstanbul’da aniden ortaya çıkan üstelik kaynağı belirlenemeyen şiddetli fırtınanın HAARP ile bir bağlantısı olabilir miydi?

Harp ve İlluminati bağlantısına da geniş yer verdiğimiz İlluminati isimli kitabımızda bu konuyu inceleyerek şu analizlere yer vermiştik:

Şimdi 17 Ağustos 1999 depreminin yapay bir deprem olduğu ve HAARP ile yapıldığına dair önemli kaynaklar bulunmaktadır. Bunlarla ilgili en elle tutulur olanı ise Rusların yayınladığı Türkiye ve HAARP silahı ile ilgili olan rapor. Konumuza devam etmeden önce gelin bu raporu inceleyelim:

“23 Ekim 2011

Bugün Kremlin’de Karadeniz donanmasından ‘flaş’ bir rapor alındı, buna göre Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesine karşılık olarak ABD korkulan ‘deprem silahları’ndan biriyle Türkiye’ye saldırdı.

Bu rapora göre Karadeniz’deki ve civarındaki Rus monitör istasyonları son 36 saatte iyonosferde ‘hızlı’ bir ısınma gözlemeye başladılar, bu ısınma doğu Türkiye’yi vuran 7,3 büyüklüğündeki depremden birkaç saat önce zirveye ulaştı.

İyonosferin ısınmasının, ABD’nin tüm dünyada bulunan ve Alaska’daki ana üslerinden kontrol edilen HAARP tesislerinden çalıştırılan ‘deprem silahlarının belirgin özelliği’ olduğunu not etmek önemlidir ve bu silahın en son Mart ayında Japonya’ya karşı kullanıldığı ve 9,0 büyüklüğünde depreme neden olduğu belirlendi.

Rus donanma istihbaratı subayları bu saldırının amacının Iraklı Kürt asilerin 4 gün önce 26 Türk askerini öldürmesine karşılık olarak geçen hafta Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesine ‘ciddi şekilde engel olmak’ olduğunu söylüyor.”

Bu rapor şöyle devam ediyor:

“ABD’nin ‘büyük korkusu’ Türkiye’nin Irak’a girmesinin daha büyük bir Ortadoğu savaşına yol açacak olması, çünkü Türk ordusu kaynakları İsrail’deki Kürtlerin artan gücünü suçluyor, ama halka ‘diğer güçler’ olarak tanımlıyorlar.

Amerikan insanlarının bilmediği şey, ABD’nin Irak’ı istilasından kısa süre sonra yüzlerce İsrail özel kuvvetler birliklerinin, Türkiye, Suriye ve İran’a karşı bir ‘kuvvet üssü’ inşa etmek için Kuzey Irak’ın Kürt bölgesine akmasıdır. Geçtiğimiz Ağustos’ta İran İsrail’in ayrıca Kuzey Irak’a insansız hava araçları göndermeye başladığını da bildirdi.”

Alaska’da konuşlu HAARP merkezinin monitörlerinde deprem süreçlerinde bir takım gelişmeler yaşanır ve iyonosferin hareketlerine göre tespitler yapılır. Dahası yeryüzünde meydana gelen depremler anbean bu ekranlarda grafiksel olarak görülebilir.

Bununla birlikte HAARP sistemini kullanan ABD elbette başka ülkelerin aleyhine kullandığı bu sistemi kendi lehine de kullanıyordu. Örneğin California’da “San ANdreas” ismi verilen bir fay hattı bulunuyor. Bu fay hattının Türkiye’de bulunan fay hattı ile büyük ölçü de benzerlik taşıdığı pek çok uzman tarafından da bilinmekte.

San Andreas fay hattı Türkiye’de ki fay hattı ile ikiz kardeş desek yeridir. Dolayısı ile ikiz kardeşler birbirlerine enerjisel anlamda bağlıdırlar ve anlaşılacak tabir ile anlatacak olursak enerjisel anlamda onlardan birini rahatlatmazsanız mutlaka yıkıcı şekilde enerjilerini dışarıya boşaltırlar ve bu da çok büyük bir deprem demektir.

ABD’de HAARP ve başkaca sistemler ile katmanlarda ki artan enerji skalalarını takip ediyor ve enerji patlamaları olmadan yani deprem meydana gelmeden önce bu enerjiyi boşaltarak büyük depremlerin önüne geçiyor. Dolayısı ile bunlar küçük depremler olarak atlatılıyor.

Uzun süredir Ege üzerinde yapılan da budur ve biz her zaman Ege bölgesinde ki depremlerin aynen yukarı da olduğu gibi küçük enerjilerin patlatılarak İzmir’de yapılması planlanan büyük deprem için hazırlık olduğunu düşünüyoruz ve bunu her zaman söylemeye devam ettik.

Daha ayrıntılı bilgi için ŞURAYA tıklayarak ilgili yazıyı okuyabilirsiniz.

ABD uzun süredir HAARP projesini başka isimler altında yürütüyor ve ülke liderlerini de “Sismik Araştırma Faaliyeti” diyerek ikna ediyorlar ve ülkelere yerleştirdikleri tektonik cihazlar ile deprem anomalilerini kontrol altında tutuyorlar. Tabi bunu yaparken o ülkenin üniversitelerine ve üniversitelerde ki hocalara veya bakanlıklara da büyük yardımlarda bulunuyorlar.

E hal böyle olunca gerçek bir bilim araştırması gibi göründüğü için de ilgili devlet kurumları kapıları sonuna kadar açıyor. Haliyle ABD gibi bir süper güç gelmiş ve ülkenizde bilim araştırması yapıyor üzerine de bir dünya para yığıyor ve “her şey sizin hocam, vallahi kendimiz için bir şey istiyorsak namertiz” diyor ve “şov başlasın” diyerek kapıları sonuna kadar açtırmayı başarıyor.

Örneğin aşağıda San Andreas fay hattı ile Türkiye fay hattını gösterir haritayı görebilirsiniz. Bu ikiz kardeşin birinde enerji çoğalması olduysa, ya kendisi patlamayı gerçekleştirir ya da kardeşi. Bu nedenle 17 Ağustos depremi de bu ikiz kardeşten birinin patlaması sonucu olmuştur.

Yani hocam daha açık anlatalım;

17 Ağustos depremi şayet olmasaydı, ABD’de San Andreas fay hattı patlayacaktı ama bu arkadaşlar gelip Marmara’da sismik araştırma bahanesiyle fayları kontrol ettikten sonra (ki Ecevit hükümeti izin verdiğini kabul etmiştir) Marmara’da ki fay hattı kırıldı ve San Andreas fayında oluşan enerji hoop bizim ikiz kardeş fay hattı üzerinden boşaltıldı.

Hatırlayın, hep beraber daha Türk Telekom isimli kurum Türk devletine aitken Türkiye’nin tüm sismik bilgilerinin anında NATO üzerinden Pentagon’a sızdırıldığı için bu iletişimin kesildiği günleri…

İlgili resim

Deprem 9 Mart’ta 7,2 ile başlamıştı ve o tarihteki grafikteki yükselmeler gözle görülür cinstendi, inceledik… Peki, deprem anında tavan yapması gereken grafik, şayet normal deprem ise neden 11 Mart’taki grafikte tavan yapmadı da aniden düşmeye başladı?

Bunun tek bir açıklaması var. Çünkü bu normal bir deprem değil, yapay bir depremdir ve yapay olduğu için iyonosfere salgılanan elektromanyetik tetikleyicilerin gücü 10 Mart’ta kesilmiştir. 10 Mart’a kadar süren dalga sonucunda zaten titreşimler en yüksek seviyesine yine 10 Mart’ta ulaşmış ve 11 Mart günü iyonosferden yeryüzüne yansımıştır. Bu sebeple asıl deprem sinyallerin yansıdığı 11 Mart tarihinde olmuştur.

Yukarıdaki 11 Mart grafiğinde görüleceği üzere elektromanyetik sinyaller bir gün önceden kesildiği için deprem titreşimlerinin verileri düşmeye başlamıştır. Buradaki mantığı anladığınıza göre şimdi gelelim ülkemizi derinden yaralayan Marmara depremine.

17 Ağustos ve bir gün öncesi 16 Ağustos’ta İsrail ve Amerikan ekipleri o bölgede sözde elektro sismik haberleşme tatbikatları yapıyorlardı.

Neden o bölgede üstadım? Bu elektro sismik haberleşme tatbikatı dedikleri şey HAARP silahının hazırlanma aşaması olmasın sakın?

Hatırlayın o günü, şöyle hafızanızda bir canlandırın ve o günün bütün telefon hatlarının dahi kesik olduğunu zihninize getirin. Yerin altındaki bir deprem uzayda bulunan uydulara nasıl zarar vermişti de iletişim hatlarının hemen tümü kesilmiş ve saatlerce açılmamıştı?

Hemen bize “Yoğunluktan hocam, herkes birbirini arıyordu.” demeyin çünkü bu topu taca atmaktır. Acaba tüm hatların kesik olması iyonosferdeki elektromanyetik dalga boylarının artmasından ileri gelebilir mi?


ABD’nin ülkemizde sözde depremleri araştırmak ve önlemek için çalışmalar yaptığı biliniyor. Acaba ABD bu tektonik hareketleri neden inceliyor? Gerçekten depremleri incelemek için mi, yoksa HAARP silahı kullanıldığında sonuçlarını kestirebilmek için mi?


Sorular çoğaltılabilir ancak cevaplar hep havada kalacaktır çünkü elde birçok veri ve kanıt olmasına rağmen devlet nezdinde bu konuya dair ne hazindir ki hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamaktadır.

Konu hakkında bir dipnot geçmek isterim. Mel Gibson’un başrolünü oynadığı “Komplo Teorisi” isimli bir film vardı ve bu filmde Jerry Fletcher karakterini canlandıran Mel Gibson, ABD başkanının Türkiye ziyareti sonrasında “onlar” dediği bir grubun Türkiye’de

 deprem yaratacaklarını söylüyordu. Daha sonra filmin ilerleyen dakikalarında Türkiye’de 7,3 şiddetinde bir deprem yaşanıyordu.

Filmdeki ABD başkanının “onlar” dediği acaba İlluminati örgütü mü? “Deprem yaratacaklar!” dediği kelimeden kasıt acaba HAARP projesi mi? 1997 yılında ABD yapımı olan bir filmin böylesine keskin bir kehanette bulunması sadece bir rastlantı mı?

Yoo hayır!

Rastlantı diye birşey YOKTUR!..

Bu arada şu sıralar malumunuz bir çok kişi ağzı birliği etmişcesine (kandilli de dahil) çok yakın bir zamanda büyük Marmara depremi olacağını dillendirmeye başladı…

Evet Marmara’da büyük bir deprem bağıra bağıra geliyor doğrudur, peki biz ne kadar hazırız?

Saygılarımla

Kursad BERKKAN

0 0 0 0 0 0

“17 AĞUSTOS DEPREMİ VE HAARP KOMPLOSU” üzerine 14 yorum

  1. MUSTAFA ÇETİN says:
  2. HASAN HÜSEYİN TUNÇBİLEK says:
  3. ERDAL YILDIRIM MEHMET ZÜLFÜ YILDIZ says:
  4. HİKMET AKDEMİR says:
  5. MEHMET EMİN BALCIOĞLU says:
  6. YUNUS BABUR says:
  7. EMİN BOLEKEN says:
  8. HALİME YAŞAR says:
  9. SEVAL DEMİREL says:
  10. ŞÜKRAN AKBULUT says:
  11. MEHMET MURAD ALKAN says:
  12. FERHAT ÇOBAN says:
  13. YAVUZ ÖNDER AYHAN says:
  14. Ramazan ipkin says:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir