Kapat

BOMONTİ BİRA FABRİKASI


Servet-i Fünun mecmuasının 23 Haziran 1910 tarih ve 994 numaralı nüshasında Bomonti Bira Fabrikası’nın fotoğrafı ile hakkında övgü dolu bir yazı yer alıyor. Bu yazı bazı önemli unsurlar barındırıyor. İşin bira kısmına takılıp “bakın işte Osmanlıda içki fabrikası da vardı/yoktu” tartışmasına girmeden, Osmanlının son zamanlarında, sanayileşmeye, endüstriye yönelik bakış açısına bir ışık bulabiliriz. Bu yazıda “şehirlerin etrafının siyah duman savuran sütunlarla süslenmesi” cümlesinde dışa vuran zihniyeti, dünyanın en nezih mekânlarından olan Haliç ve çevresini o zehirli dumanları salan fabrika bacalarına terk eden anlayışı, günümüzden geriye doğru bakarak değil, devrin şartlarını göz önünde bulundurarak, insaflı değerlendirmek zorundayız.

METİN (Havaimeşrep sadeleştirilmiştir)
Dersaadet Bira Fabrikası-Bir Sanayi Müessesi
Bir milletin servet derecesini anlamak ve ölçmek isterseniz memleketi dâhilinde geziniz. Köy ve kırlarda ekilip, dikilmemiş boş arazi az ise ve şehirler civarında medeniyet ormanı denilen fabrika bacaları çok ise o milletin zengin olduğuna hükmediniz. Bilakis boş arazi çok ve fabrika bacası yok ise anlayınız ki memleket fakirdir.

İktisadi bir gerçek olan şu hale göre memleketimizin cidden fakir olması gerekir ve fakirdir. Fakat fakirlik ve sefaletimiz giderilemez değildir. Arazimizi ekip biçelim, fabrikaları kurmaya çalışalım, ticaretin ana yolunda ilerleyelim. Fakirliğimiz derhal refah ve servete dönüşecektir.
Medeniyet ormanı dedikleri şu fabrika bacalarının önemini ve maddi kıymetinin hakkını verdiğimiz gibi artık onların sayılarını arttırmaktan başka bir şey düşünmememiz gerekir. Şüphe yok ki az zaman sonra şehrimizin etrafı da yavaş yavaş Avrupa ülkeleri gibi şu siyah duman savuran sütunlarla süslenecektir. Gerçekte devr-i sabık [II. Abdülhamid’in 33 yıl süren saltanat devri] ilerlemenin her kısmına düşman olduğu gibi sanayi ve ticareti de kesintiye uğrattı. Onun için İstanbul civarında hangi fabrika kurulmuş ise mutlaka ya gerilemeye yahut üretimi durdurmaya mahkum kalmıştı. Beykoz kağıt fabrikası, Paşabahçe mum fabrikası, Çekmece kibrit fabrikası, Göksu tuğla fabrikası hep bu meyandadır. Bu fabrikaların başarısızlığı, müteşebbislerin iktidarsızlığından ve gayretsizliğinden ziyade, geçen yönetimin fabrikalara izin vermek için müteşebbislerden aldığı bahşişlerden ve sonradan çıkardığı güçlükler ve müdahalelerden ileri gelmiştir. Eski hükümetin sanayi girişimlerine karşı icat eylediği tahripkâr tedbirlere tahammül edebilerek yeni devre varlığını nakledebilen müesseseler arasında mühim olarak Feriköy Bira Fabrikasını yâd edebiliriz.
Bu fabrika 3 000 000 Frank sermaye ile anonim şirket halinde kurulmuş olup senede yetmiş bin hektolitre bira üretip satar. Bir hektolitrenin bin şişe olması itibariyle Feriköy fabrikasının imalatı senede yetmiş milyon şişe oluyor.
Bu miktar arpa suyunu üretmeye uygun olmak üzere fabrika sırf Eskişehir ve Çay kazaları mahsulü olmak şartıyla 2500 ton buğday tüketir.
Fabrika üç yüz elli kişiden aşağı olmamak üzere amele istihdam ediyor. Bu amele tamamen Osmanlıdır. İçlerinde teknik eleman olmak üzere on ecnebi bulunuyor.
Fabrikanın arpa suyunda yüzde 3 ila 4 nispetinde ispirto bulunur ki bu da arpanın doğal yollardan mayalanmasıyla elde edilir. Bu hesaba göre bir şişe birada 35 gram kadar arpa ispirtosu var demektir. Bu açıdan Avrupa’nın hiçbir tarafında bira yani arpa suyu alkollü içeceklerden sayılmaz. Gerçekte meyvelerin tamamında ve sebzede bile az miktarda ispirto bulunduğu bugün ispatlanmıştır. Şu halde Feriköy bira fabrikasının üretim ve tüketimi genişledikçe iki mühim fayda sağlanmış olur. Öncelikle her türlü nasihate ve önlemlere rağmen memlekete gelip tüketilen ve memleketimiz getirilip tüketiminin engellenmesi imkansız olan ecnebi biralarının miktarı şu yerli rakip ile tabii ki azalır. Yani paramız memleketimizde kalır.
İkinci olarak o ecnebi biraları uzun müddet dayanabilmek için mutlaka yüzde on nispetinde ispirto içerir. Bu miktar ispirtonun arpanın mayalanmasından üretilmesi mümkün olmayacağından, çaresizce adi ispirto ilavesiyle sağlanır. Bu ise tüketicilerin sağlığına zararlı, zehirleyicidir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: