Kapat

BU ELMASI GÖRÜRSENİZ DİKKAT EDİN!

Herkese selamlar hayatımızda bir çok kez lanetli olduğuna inanılan eşya, mekan ya da kişilerin hikayelerini duymuşuzdur. Peki, lanetli olduğuna inanılan Buda’nın elmasını duydunuz mu ? 

Bu videoda bizim de dikkatimizi çeken lanetli Buda elmasının hikayesini sizlerle de paylaşmak istedik; Hadi gelin şimdi bu hikayenin detaylarına bakalım;

 ————–

Tarihler 10 Mayıs 1610 yılını gösteriyordu, her zaman ki gibi Tapınak dışarıdan gelen turistlere kapılarını açmış ve ziyaretler başlamıştı. Tapınağın içerisinde dev bir Buda heykeli ve göğsünde ise yine neredeyse bir insan eli büyüklüğünde bir elmas  duruyordu ve tamamı ile gerçek bir elmastı… 

Tapınağı ziyaret edenlerden bir tanesi de Fransız bir kuyumcuydu… İçeriye girer girmez üzerine yansıyan ışığı etrafına dağıtan ve dikkat çeken elmas dikkatini çekti. Bu elmas Fransız kuyumcuyu oldukça heyecanlandırmıştı. “Bu kadar büyük bir elması ilk defa görüyorum” demişti. 

Kalabalıktan faydalanarak iyice yaklaştı heykelin yanına iyice inceledi ve kafasına koymuştu, elması çalacaktı… “İnanılmaz nadir bir parça, burada durması insanlık için faydasız” diye kendi kendine söylendi, yanında ki arkadaşı ise bu düşünceye karşı çıkmıştı. 

Ziyaret saati bitmeye yaklaşmıştı, yavaş yavaş tapınak boşalıyordu, arkadaşı gitmeleri gerektiğini söylese de ayrılmak istemedi, sen çık ben bir tur daha atıp geliyorum dedi. Arkadaşı çıktı, ama içeriden kuyumcu çıkmadı… Tapınak kapılarını kapatırken arkadaşı tapınak görevlisi olan kişiye koştu ve içeride arkadaşım var henüz çıkmadı dese de, tapınak görevlisi herkesin çıktığını içeride kimsenin olmadığını gördü. Ertesi gün arkadaşı merak ederek kuyumcunun dükkanına gitti ancak yerinde yoktu… 

Merak ediyordu ve bir kaç gün sonra tekrar gitti, bu kez dükkanındaydı, neden kaybolduğunu sorduğunda ise tapınakta lavaboya gittiğini, üzerine kapattıklarını, ancak ertesi gün çıkabildiğini söylemişti.. Biraz muhabettten sonra tam çıkacağı sırada dükkanın özenle seçilmiş bir köşesinde elması fark etti arkadaşı… 

Yüzüne baktı, kızdı öfkelendi ve “bunu yaptığına inanamıyorum, senden utanıyorum” diyerek hırsızlığını yüzüne vurdu… Ama Fransız kuyumcu pişkin pişkin asıl haksızlık orada öylece durması, hiç bir işe yaramaması” diyerek kendini savundu. 

Arkadaşı bu kez tapınağa döndü, içeriyi gezdi ve Buda rahiplerinden birine yanaşarak “daha önce geldiğimde heykelin göğsünde bir elmas görmüştüm şimdi yok” diye sordu rahip ise oldukça sakindi, “onu alan kişi başına bela aldığının farkında değil, o Buda’ya verilmiş bir armağandır başkasına uğursuzluk verir” dedi.

Ama oldukça sakindi. Sebebini sorduğunda ise “merak etme evlat er ya da geç ait olduğu yere döner” diyerek uzaklaştı. Ve esrarengizlik o andan sonra başladı. Fransız kuyumcu elması çaldıktan bir ay sonra oğlunu elim bir trafik kazasında kaybetti… 

Hemen ardından para hırsı sebebiyle kendisinden şikayetçi olan eşinden ayrıldı. Yaklaşık üç ay sonra ise makam ve mevki uğruna elması Fransa kralı on dördüncü Louise’e hediye etti. 

Kral elması çok beğenmişti, Fransız kuyumcuya altın madeni işletmeciliğinin başına geçmesini tekilf etti… Fransız kuyumcu ise bir kaç ay sonra altın madeni içinde teftiş yaparken maden çıkarmaya yarayan vagonlardan birinin çarpması sonucu beyin travması neticesinde hayatını kaybetti. 

Kral ise elması aldığında kendisine taç yapılması için sarayın özel kuyumcusuna elması vermişti. Ancak yaşlı saray kuyumcusunun kızı aynı gece sebepsizce intihar etti… Aradan bir kaç gün geçtiğinde ise kızının ani ölümüne dayanamayan adam felç geçirdi ve boynundan aşağısını kullanamaz hale geldi. Kral Louis ise kuyumcular heyeti oluşturdu ve sonunda tacını yaptırdı… 

Ancak kuyumcular heyetinde taca elması monte eden dört kuyumcu da çeşitli sebeplerle çeşitli kazalar geçirdi. Elması başına takan louse ise deyim yerindeyse ülkesini adeta batağa sürükledi ve iktidarını kaybetti. İktidarını kaybetti ve yeni kral on beşinci louies’e geçti elmas… Ancak yeni kral çiçek hastalığına yakalandı ve aniden öldü… 

Bu kez yeni kral tacı başına takmıştı. Ancak kral Marie isimli bir kadına aşık olmuş ve elması bu kadına vermişti… Kadın bir süre sonra Fransız devrimcilerin baskınlarında yakalandı ve giyotinle başı kesilerek can verdi… Bu elmas kim tarafından tutuluyorsa adeta ona felaketler yaşatıyordu… 

Sonra çok uzun süre elmas ortadan kayboldu ve kimde olduğu bilinmedi. Daha sonar Londra’da yaşayan bir banker saçı sakalı birbirine karışmış yaşlı bir adamdan bu elması aldı… Elmas’a kendi soyadını vererek “Hope Diamond” olarak isimlendirdi. 

Buda elmasının yeni ismi umut taşı olmuştu… Daha sonra o da ani şekilde hayatını kaybetti. Ailesi taşı milyarder Mclean isimli bir adama sattı. Bu milyarderin küçük bir çocuğu vardı ve tek oğluydu… Oğlu için özel korumalar ve dadılar tutmuştu ve asla evden dışarıya çıkarmıyordu… Ancak bir gün nasıl olduysa çocuk bir dalgınlık esnasında evden fırladı ve sokaktan geçmekte olan bir at arabasının altında kalarak feci şekilde ezildi ve hayatını kaybetti… 

İddia o ki daha sonra çocuğunun ölümüne dayanamayan milyarder intihar etti… Son olarak lanetli Buda elmasının İsrail’de bulunan Rockefeller müzesinde olduğu duyulmuş ancak doğrulanmamıştı… Kesin olarak ise nerede olduğu bilinmiyor… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: