Kapat

ÇERNOBİL FELAKETİ CIA OPERASYONU MU ?

Çernobil… İnsanlık tarihinde kara bir leke… Kötü bir anı… Acı bir dram..Böyle söylüyoruz çünkü insanın kendi elleriyle icat ettiği, açığa çıkardığı bir enerji yine insan ırkını yok ediyordu. Kim bilir, belki Mars’ı da böyle yok ettik. ….Işık kavramı insanoğlu için aydınlatıcı anlamını barındırdı. Aydınlığın ise karşılığı huzur veren mutlu edendi.. Ama Çernobilde ki ışık hayat vermek yerine onlarca kişinin hayatını kararttı. Alfa, Beta ve gama ışınlarının oluşturduğu ışınıma Radyate diyorlardı. Yani bilinen ismi ile bugün Radyasyon halini aldı..

 Rasyasyon kelimesi ise ışık saçan olarak tarif ediliyordu. Radyasyon elektromanyetik dalga veya ışınımları yayıyordu. Aslına bakarsanız Çernobil bir Radyasyon kıyameti yaşamış ve çevresinde ki herkesi bir seferde yok etmişti.. Ancak insanoğlu akıllanmıyor ve dünyevi kazanımlar için kendi ırkını yok etmeye devam ediyordu. Özellikle son yıllarda çevreye rastgele atılan radyoaktif atıklar, insan, hayvan ve bitki gibi tüm canlıların sağlığını olumsuz yönde etkiliyor ve ekolojik dengeyi bozmaya devam ediyor… Bugün Çernobil’de devasa nükleer tesisi görenler, insanlığın güçlü olma hırsı yüzünden hem kendi, hem başkalarının hayatlarını yok edenlerin eserine şahit oluyor aslında…

 Son günlerde Çernobil dizisinin gösterime girmesiyle, yıllar önce yaşanan Çernobil felaketi yeniden akıllara geldi. Dizi de her ne kadar Çernobil kazası için Rusya suçlanarak Kominizm’i bir şeytan gibi gösteren Amerika ve arkasında ki küresel sermaye, acaba Çernobil kazasına da kendileri sebep olmuş olabilir mi ?

26 Nisan 1986’da 4 numaralı reaktör patladığında sadece 47 kişi patlamanın etkisi ile hayatını kaybetmişti. 

Hiç kimse o radyasyonun etkisini bilmiyordu ve hesaplayamamıştı… Ama sonra ki günlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 4000 kişiye kadar yükselecekti… 

Pripyat şehrinde o dönemki sayılara göre 50 bin kişi yaşıyordu… 

Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali’nin dördüncü reaktöründe yaşanan patlama sonucu çevreye, 1945’te Hiroşima’ya atılan atom bombasının 50 katına eşit miktarda radyasyon yayıldı.

Patlamanın ardından radyoaktif madde yüklü bulutlar Türkiye dahil birçok ülkeyi etkiledi.Sovyetler Birliği hızlı bir müdahale ile Pripyat şehrini boşaltmaya başladı. Açıklanan resmi bilgilere göre reaktörün çekirdeğinde patlama olmuş ve yanmaya başlamıştı, çığrından çıktığında ise o büyük ve korkunç patlama geldi… Ama tesisin en tepesinde ki isimler dahi buna inanmıyordu ve onlara göre çekirdeğin patlaması imkansızdı… Mühendislere göre reaktörün çekirdeğinin patlamasına olanak yoktu…

 Peki ama o zaman nasıl patlamıştı ? Acaba bir kazamıydı ? Yoksa kurgulanmış bir sabotaj mı ?Buraya ara gelecekSovyetler Birliği 1947 yılında zihin kontrol deneylerine büyük yatırımlar yapmaya başlamıştı. Amerika ise Rusya’yı yakından takip ediyor her iki tarafta yürüttükleri gizli faaliyetler hakkında yoğun bir istihbarat savaşı veriyordu. Tabi bu görünürde de soğuk savaş halini almıştı. Bu durum 1990’lı yıllara kadar devam etti. Sovyetler Birliği büyük bir enerji atağı yaptı ve Çernobil Nükleer tesisini kurdu.. Ama ilginç şekilde hemen yanı başına da o dönemin en ileri teknolojisiyle donatılmış bir radar tesisi inşa etmişti. Bir nükleer tesisin hemen yanı başına radar sistemini neden kurmuştu acaba ?Aslında cevap belliydi, herhangi bir füze veya benzeri saldırı olursa radar sistemleri tespit edecek ve karşı atak yapılabilecekti. Nükleer tesisin inşaat aşaması bitmişti ve faaliyete geçmişti… 

Sovyetler Birliği enerji atağına kalkmıştı ancak ezeli rakibi ve düşmanı Amerika onu yakından izliyordu. Tüm bunlar olurken Çernobil nükleer tesisinin yakınına birde fabrika yapıldı. Açıklamaya göre bu fabrika reaktörlerden faydalanmak suretiyle bazı eşyaların üretimi yapılacaktı… Dışarıdan bakıldığında bir sorun yok gibi duruyordu… Her şey tıkır tıkır işliyordu… Burada ara vereceğiz….. Bir gece yarısı Amerikan askeri yönetim merkezi olan Pentagon’a kırmızı kodla bir mesaj ulaştı.

 Acil incelenmesi gereken bir mesajdı bu, gönderen ise Amerikan İstihbarat CIA’den başkası değildi. CIA raporuna göre Sovyetler birliği Çernobil Nükleer tesisinin yanında bir fabrika kurmuştu, ancak bu fabrika eşya üretiyor gibi gözükse de bu sadece kamuflajdı… CIA ajanları o masum görünen fabrikanın nükleer füze üretmek için kurulduğunu iddia ediyordu…

 Böylesine riskli bir noktaya sadece eşya üretmek için bir fabrikanın kurulması bugün dahi anlamsız geliyor… Daha sonra ki yıllarda CIA’in üzerinden gizliliği kalkan bazı raporlarında ki detaylar o tarihlerde ki bir çok sabotajı da gözler önüne sermişti. CIA yetkilileri o tarihlerde Sovyetler Birliğine bilgisayar yazılımının satılmasını sağlamıştı. Üstelik de cüzi fiyatlardan satılan bu sistemler nükleer tesisin ve yanında ki fabrika da bulunan makina parkurunda da kullanılmıştı. CIA büyük bir operasyona imza atıyordu. 

Araştırmacı mühendis Philip Grossman’ın ortaya çıkardığı bazı belgelere göre Çernobil’in arkasında CIA operasyonu vardı. 

CIA, Sovyetler Birliğinin himayesinde bulunan Çernobil tesislerinde kullanılması için verilen yazılımları hedef aldı.  bilgisayar yazılımları ile virüs saldırılarında bulunuyorlar, bilgileri çalmaya çalışıyorlar ve sistemleri işleyemez hale getirmek istiyorlardı. Elbette ki Rus ajanları da boş durmuyordu, CIA’in bilgisayarlara virüsler göndererek sistemleri durdurmayı hedeflediklerini öğrenince Nükleer tesisin yanındaki fabrikanın tüm işletim sistemini durdular. Sovyet ajanlar bilgisayarları korsan yazılımlardan temizlerken gözden kaçırdıkları başka bir nokta vardı.

 Amerikan istihbarat servisi CIA, Nükleer tesisin içinde ki reaktörlerin işletim sistemlerine de sızmıştı. Birinci reaktör arıza verdiğinde Rus yetkililer hızlı bir şekilde müdahale etmiş ve sorunun düzeltilmesi için gerekli çalışmayı yapmış kısa sürede eski haline getirmişlerdi. Ve sonra bakım çalışması yapmaya karar verdiler ve dördüncü reaktörü bakıma almayı planladılar. ancak su uyur düşman uyumazdı ve CIA beklenmedik bir anda Çernobil Nükleer tesisinde dördüncü reaktörün işletim sistemine saldırdı. 25 Nisan 1986 tarihinde Çernobil Nükleer Santrali’nin dördüncü reaktöründe bir arıza meydana geldi. Bu arızanın ardından hemen koruyucu bakım çalışmalarının hazırlıklarına başlandı. 

Acil durumda ek güç kaynağı olarak kullanılsın diye türbin jeneratörünün de test edilmesi planlandı. Deney ortalama 1000 Megawat güç seviyesinde yapılacaktı. Bir gün önce acil durum soğutma sistemi kapatıldı. Saatler gece yarısı 23:00’ı gösterdiğinde güç seviyesi 700 megawat’a düşürüldü… Bakım çalışması başlamıştı, çok hızlı olunması gerekiyordu çünkü soğutma sistemleri de kapatılmıştı.  Ancak su uyur düşman uyumazdı ve CIA beklenmedik bir anda Çernobil Nükleer tesisinde dördüncü reaktörün işletim sistemine saldırdı. 


Güç durdurma ayarı çalışmıyordu, 700 megawat’a sabitlenemedi ve inanılmaz şekilde güç seviyesi 30 megawat’a düştü. Görevli operatörler şaşkındı, bir çok defa deneme yaptılar ve gücü tekrar geri kazanmaya çalıştılar ama başarılı olamadılar. Son bir çare kalmıştı, 700 megawat güç seviyesinde yeniden çalıştırılması gereken dördüncü reaktör çaresiz 200 megawat gücü ile çalıştırıldı. Ve korkulan olmaya başladı… Tarihler 26 Nisan 1986’yı gösteriyordu… Dünya tarihinde kara bir gün olarak kalacak felaketler gece 01:23’de başlamıştı… Güç seviyesi yanlış birimde çalışınca reaktör acil durdurma sinyalini yakmaya başladı….

 Operatör reaktörü durdurmak için baş danışmana ulaştı ve izin istedi, baş danışmanın izni ile operaratör reaktörü durdurma düğmesine basarak kollarla müdahale etti… Saniyeler içinde nominal değerler 100 katına ulaşmıştı. Korkulan olmaya başlamıştı.   Bir süre düzeltilmesi için uğraşıldı ama reaktörün çekirdek kapaklarında küçük bir patlama yaşanmış ve yanmaya başlamıştı.   

Tesisin içinde herkes panik haldeydi… Bilgisayar sistemlerinde bilinmeyen arıza sebebiyle güç dengesi sağlanamamıştı ve reaktör tekrar acil koduyla durdurulmuştu. CIA’in kurguladığı gizli operasyon başarılı olmuş, reaktörün işletim sistemine sızdırılan virüs sistemi alt üst etmişti. Durum artık kontrolden çıkmıştı. Bir kaç saniye arayla iki büyük patlama meydana geldi… Görgü tanıklarının anlatımına göre, ilk patlamada kırmızı, ikinci patlamada mavi bir alev yükseldi ve ardından santralin üzeri dev bir mantar bulutuyla kaplandı.


Sovyetler Birliği, ilk günlerde felaketi açıklamadı. 28 Nisan 1986’da radyoaktif bulutlar İskandinavya’ya ulaştı. 
Radyoaktif serpinti rüzgâr ve yeraltı suları ile etrafa yayıldığından, bölgeden uzakta yaşayan insanlar bile, ya sakat kalmış, ya da acılar içinde kıvranarak hayatını kaybetmişti.  
Kazadan sonra çocuklar arasında troid kanseri vakaları artmış, yapılan araştırmalara göre normalin yüz kat daha üstüne çıkmıştı. Radyoaktif serpintilerden herkes etkilenmişti.      

Çernobil faciasından sonra Sovyetler Birliği hükümeti sorumluluğu almadı, operatör hatası ve tesisin yönetimini suçlu bularak altı kişiyi hapse mahkum ettiler. Amerikan istihbarat servisi CIA’in tesisi izlediğini, bilgi topladığını biliyorlardı ama o dönem işletim sistemleri üzerinden bir saldırı yapabileceklerini düşünmediler ve zaten ispatlayamazlardı. 

Çernobil nükleer faciası bazı bağımsız araştırmalara göre yaklaşık 200 bin kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak ölümüne sebep oldu.

Facianın etkileri nedeniyle yüz binlerce çocuk sakat dünyaya geldi, kanser vakalarının arttığı iddia edildi. Kazanın olumsuz etkilerinin nesiller boyunca sürmesi beklendiği söylenmişti. Ve Çernobil dünya tarihinde kara bir sayfa olarak kayıtlara geçti… 


0 0 0 0 0 0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir