HİTLER’İN BİYOLOJİK SİLAH DENEYLERİ (SON BÖLÜM)

1946’nın sonunda Mengele artık Amerikalıların kendisini unuttuğunu düşündü. Öyle ki, gizlice karısı ile çocuğunu görmeye gitti. Ailesi Mengele’nin yakalanırsa idam edileceğini bildiğinden, Amerikalıları Mengele’nin öldüğüne inandırmaya çalıştılar.

Bir ara çiftliğe motorsikletli iki Alman polisi gelmiş, kimlik kontrolü yapmışlar. Ama Amerika’lıların serbest bıraktıklarına ilişkin kağıtları görünce gerisin geri gitmişler. 1948 sonbaharında ise Mengele Almanya’dan gidip başka bir ülkede – örnekse Arjantin – yerleşmeyi düşünmeye başlamış. Son bir kez ailesinin yanına gitmiş. Onların da peşinden gelmelerini istemiş, ama karısı bu fikri geri çevirmiş.

Önce trenle Inssbruck’a gelmiş. Günlüğünde sadece kod adını yazdığı beş ayrı gizemli adam ona bu yolculuklarında yardım etmişler. Oradan İtalya’ya geçmiş. Golden Cross Inn adlı bir handa bir ay kalmış, burada Kurt adlı birinden son önemli yardımları almış. Hala açıklığa kavuşmayan bir özellik ise Kızılhaç pasaportunu nasıl sağladıkları!…

Kurt bunu İsviçre konsolosluğundan sağladığını söylemiş. Ertesi gün Arjantin konsolosluğuna gitmiş. Yalnız bu kez de İtalya vizesi engeli çıkmış. Onu da rüşvet vererek çözmüş. Fakat göçmen bürosu kağıtlarının sahte olmasından kuşkulanıp, tutuklamışlar. 3 hafta tutuklu olarak kalmış, ama şansı yine yaver gitmiş. Kurt’un arkadaşı tatilden dönünce işleri çözmüş.

Mengele hapisten kurtulmuş, çıkış izni almış. 1949’da North King adlı gemiye binmiş. Güney Amerika’ya vardıktan sonra sürgün hayatında düzenli olarak günlük tutmaya başlamış. Bu arada karısı bir başkasıyla evlenmek için boşanmak istiyormuş.

Mengele vekaletname göndererek bu işi çözmüş. Daha sonra Mengele de Martha adlı kadınla evlenmiş. Dahası bunun için 1956 yılında yeniden Avrupa’ya gitmiş. Ailesini görmüş, yine Arjantin’e dönmüş. 1956 yılına kadar tutuklanması emri çıkartılmayınca, sahte isimle yaşamanın verdiği karışıklıklardan da bıktığından, artık yakalanmayacağını düşünerek, sonunda konsolosluğa gerçek ismini söylemiş.

Güven içinde sabah 9, akşam 5 ‘e kadar doktorluk yapıyormuş ama 13 yıl sonra, Arjantin polisi onun lisanssız doktorluk yaptığından şüphelenmiş, aynı anda Almanya’da da Mengele’yi geri getirmek için dava açılmış.

Fakat 1959 Mart’ında Mengele daha güvende olacağı düşüncesiyle, Paraguay’a kaçmış. Hala gerçek ismiyle (Joseph Mengele olarak) orada yaşamaya başlamış. Dahası orada kendisi gibi kaçak bir başka Nazi olan Alban Krug’la tanışmış. 15 ay boyunca onun evinde kalmış.  Alman polisi ile İsrail hükümeti geri getirmek için çareler de aranıyormuş, ama bürokratik işlemler çok yavaş işliyormuş. Sonunda 1 yıl 23 gün sonra, dava Arjantin yargıçlarına ulaşmış. Polis Mengele’yi aramaya başlamış. Eğer o sırada Mengele Arjantin’de olsaydı, yakalancaktı

Onun korkusu İsraillilerdi. 1960’da İsraillilerin onu saklandığı çiftlikte yakalayacaklarından korkarak bu sefer Brezilya’ya kaçmaya karar verdi. Brezilya’da yine kendisi gibi eski bir Nazi olan Wolfgang Gerhard’la tanıştı. Bu arada karısı Martha, kaçak hayatının kendisine göre olmadığını söyleyerek boşanmak istedi, boşandılar. Mengele ismini “Peter Hochbichler”  olarak değiştirerek, Stammer isimli bir çiftlik sahibinin yanında işe girdi.

Mossad onun Brezilya’da olduğunu da öğrendi. 1972 yılında Mengele hastalandı. Yıllarca stres ve endişeden bıyıklarını kemirme alışkanlığı edinmişti, o kadar çok kıl yutmuştu ki, bağırsaklarında kütle oluşmuştu. Sao Paolo’da bir hastaneye kaldırıldı, sahte kimlik kartında yaşı 47 olarak yazıyordu, doktorlar şüphelendi, “hastanın 47 yaşında biri için fazla yaşlı gözüktüğünü” söylediler. Buna karşılık arkadaşı kimliğinde yanlış yazıldığını anlattı. Doktor da bu açıklamayı yeterli gördü. 1976’da durumu kötüleşti, doktor olarak kendi durumunu biliyordu, “Don Pedro” adıyla bir hastaneye kaldırıldı.

Oğlu Rolf’u son kez görmek istedi. Baba-oğul Mengeleler yeniden küçük bir bungalovda bir araya geldiler. 14 gün birlikte kaldılar. Bu sürede oğlu babasından kendi hakkındaki suçlamaları sordu, babası en ufak bir suçluluk bile duymuyordu!… 1979 yılında denizde kalp krizi geçirerek öldü. 1985 de ailesi ve diğer onu tanıyanlardan edinilen bilgiyle San Paulo yakınlarıdaki küçük kasaba mezarlığındaki yeri (embu) bulunmuştur. Ceset üzerindeki araştırmalar sırasında oğlu Rolf mengelede hazır bulunmuş ve babasına ait fotograf ve diğer dökümanları basınla paylaşmıştır.

Ancak 1992 yılında Dr. Mengeleden alınan DNA örneklerinin ailesinden alınanlarla karşılaştırılmasından sonra ölmediğine dair çıkan dedikodular son bulmuştur.

Gelelim şimdi ilginç duruma…

II. Dünya savaşı sırasında Rockefeller Vakfı, Hitler’e yardım etmeyi bıraktı, fakat Rockefeller vakfının yardımı tüm savaş boyunca araştırmaları için Joseph Mengele’ye devam etti. Rockefeller vakfı araştırmalar için Hitler’e yardımı kesmişti ancak bu kez başka alanlarda finansal destek sağlamaya devam ediyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir