Kapat

II.ABDÜLHAMİD’İN ÇILGIN PROJELERİ!

İstanbul feth edildikten sonra hızla büyümeye ve göç almaya başladı. O tarihlerden sonra da bu gelişme hiç durmadı ve günümüzde son hızıyla devam ediyor. 

  Rumeli ve Anadolu Yakası ile birbirinden farklı güzellikleri bünyesinde barındıran İstanbul’un geçmişten günümüze en büyük sorunlarından birisi hiç şüphesiz ulaşımdır. 

Şehir içi ulaşım problemlerinin çözülmesinin yanı sıra boğaz ile birbirinden ayrılan iki yakanın birleştirilerek ulaşımda rahatlama sağlanması hususu, şehri yönetenlerin ulaşımdaki en önemli gündem maddesi olmuştur.  

Tarih 1860 yılı.. O dönemin sultanı Abdulmecid Han, Fransız bir mühendise bir proje yaptırıyor… 

Yaptırdığı proje sıradan değil… 

Tıpkı bugün İstanbul’un boğaz sularının altına yapılan ve iki yakayı birbirine bağlayan Avrasya Tüneli gibidir… 

Tıpkı bugün ki Avrasya tüneli tüp gecidi gibi, o dönemde çizilen planlara göre bir tüp geçit yapılacak ve boğazın altına indirilecektir… 

Tüp geçit bittiğinde tren sirkeci’den girecek ve boğazın altından Üsküdar’a karaya çıkacaktır… 

İsmi ise Tünel’i Bahri… 

  “Tünel-i Bahri” ismi verilen proje, günün şartlarında hayata geçirilemedi. Proje, bilindiği kadarıyla ekonomik nedenlerin yanı sıra güvenlik nedeniyle askıya alındı. 

Aradan yıllar geçti, İstanbul’un gelişmesine büyük katkıları bulunan ve daha çok hizmet etmek isteyen bu kez Abdulhamid Han’dı… 

Padişah II. Abdulhamid belki de o dönemin en çılgın projesi olan bir proje yapmak istiyordu… 

Projenin ismi ise Cisr’i Hamidi olarak belirlemişti… 

Cisr’i Hamidi, Hamid köprüsü demekti… 

Bu proje ile bugün ki boğaz köprüsünün aynısı yapılacaktı… 

  Bugün Fatih Sultan Mehmed Köprüsü’nün bulunduğu yerde, yani Boğaz’ın Rumeli ve Anadolu Hisarları arasındaki en dar bölümünde yapılması planlanan inşaat, 600 metrelik bir asma köprü olarak düşünülür.  

  Sultan Abdülhamid’e Pers Kralı Darius’un Milâttan önce 500 yılında tam 800 bin askerini geçirdiği ilk seyyar boğaz köprüsü hatırlatılır ve ‘‘Hamid Köprüsü’’nün yapılmasıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun iki kıt’ayı devamlı şekilde birleştiren ilk devlet olacağı söylenir. 

Gerçekten o dönemin şartlarına göre çılgın projedir bu…  

  Boğaz’a bir köprü yapılması projelerinin hazırlanması 1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar gider… 

Ancak   Sultan II. Abdülhamid Han ’ın önüne çıkartılması, ancak 1900 yılının Kasım’ında gerçekleşir.

  Projeyi, Bağdad demiryolunun işletmesini yürüten Almanlar yaparlar. Köprü, o dönem Osmanlı ve Avrupa mimarisinde etkili olan Magrip üslubuna göre inşa edilecek ve her ayağın uzun minareli mermer kubbeleri arasına çelik halatlar gerilecektir.

  Projede güvenlik için birçok gözetleme kuleleri ile çan kuleleri inşa edilecektir. 

Çan kulelerinde bulunan kişiler olası bir durumda çanları çalarak yüksek bir şekilde alarm verilmesine yardımcı olacaktır. 

Köprü, Magrib üslubu mimarinin yanısıra Selçuklu tarzı kubbe süslemeleri ve 16-17. yüzyıl Osmanlı çinileriyle süslenecektir ve Alman mimarlar hükümdara ‘‘Ortaya çıkacak eser, Osmanlı Padişahı ve İslam Halifesi olan Abdülhamid’in gücünü cümle âleme ilân edecektir’’ demektedirler.  

Kulelerin arasından hem tren hem yayalar hem de o dönemin şartlarında ki tüm araçlar geçebilecektir… 

  Çok sayıda lambayla aydınlatılacak olan, üzerine demiryolunun yanısıra birkaç şeritli bir başka yolun daha yapılmasının planlanmış olduğu proje daha bir sonuca ulaşmadan, 1902 yılında Abdülhamid’e bu defa da bir tünel projesi sunulur. Amerikalı üç mühendisin, imzalarını taşıyan projeye göre Sarayburnu’yla Salacak arasına 16 ayak üzerine oturtulacak olan büyük bir boru şeklinde bir denizaltı demiryolu tüneli inşa edilecektir. 

Bir lokomotifin çekeceği iki yolcu ve bir de yük vagonu tünelde devamlı sefer halinde bulunacak ve Avrupa’yla Ortadoğu arasındaki ulaşım böylece kesintisiz hale gelmiş olacaktır.  

  Cisr-i Enbubi fil bahr projesi de oldukça dikkat çekiciydi… 

bu projede, denizin dibine 16 payandayla raptedilecek bir tüp geçidin içinden, ikisi yolcuya biri de eşyalara mahsus, üç vagonlu bir tren işleyecekti. İstasyonların yeri ise teklifte tam saptanmamıştı. 

Projede 1890’da inşa edilen Sirkeci Garı’na karşılık Asya Yakası’nda anıtvari bir gar düşünülmüştü. Hükümet, teknik eksiklikler gördüğü bu projeyi uygulanabilirlikten uzak bulmuştu.  

  Tüp geçit projeleri, Sultan II. Abdülhamid’in büyük bir fedakârlıkla yürüttüğü imar faaliyetlerinin bir devamı olan, fakat tahttan indirilmesiyle yarıda kalan birçok projeden sadece birisidir  

Ancak ekonomik şartlar bir türlü Osmanlı’nın ve özellikle Abdulhamid Han’ın peşini bırakmamıştır… 

Daha sonra kendisine yapılan darbe ve ayaklanmalar buna benzer bir çok projenin rafa kaldırılmasına sebep olmuştur. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: