Kapat

İKİNCİ BAYEZİD’İN GÖNDERDİĞİ ELÇİYE, ŞEHZADE SELİM’İN (YAVUZ) CEVABI

İKİNCİ BAYEZİD’İN GÖNDERDİĞİ ELÇİYE, ŞEHZADE SELİM’İN (YAVUZ) CEVABI


Yavuz Sultan Selim su katılmamış bir darbecidir. Başarısız olsaydı boğdurulan şehzadeler, boynu vurulan yüzlerce vezir, devlet adamı gibi sıradan biri olarak anılacak veya adı hiç akla gelmeyecekti. Başarılı oldu, bir darbe ile babasını tahttan indirip yerine geçtikten sonra da Türk tarihinin kahramanları arasına girdi. Kahramanlar galerisi böyle nice portreyi sergilemektedir.
Babası iyi niyetle uzlaşmak, devletteki fesadı ortadan kaldırmak için Şehzade Selim’e bir elçi gönderir. Aşağıdaki belge o elçinin izlenimlerine, Yavuz’un söylediklerine ait. II. Bayezid oğluna selam edip hatırını soruyor ama Yavuz sessiz kalıp selamını dahi almıyor. Elçi, Bayezid’in oğluna “benim rızama uygun hareket iki cihan saadetidir” nasihatini aktarıyor. Uzlaşmaya hiç niyeti olmayan Yavuz “ben onun rızasını terk ettim. Küçük günahta ısrar büyük günaha döner, büyük günahta ısrarın da neye döndüğü bellidir” diyerek itikaden küfür neyse babasını siyaseten inkâr ettiğini vurguluyor. Babasına darbe yaparken ne kadar gözü kara olduğunu, gökten Cebrail inse, darbeden vazgeçmesini Peygamber dilese yine de kabul etmeyeceğini, bu hususta başını vermeye razı olup fikrinden dönmesinin mümkün olmadığını Bayezid’in elçisinin yüzüne söyleyip geri yolluyor. 
Yavuz’un ettiği bu lafların o gün de bugün de dine saygısızlık şeklinde yorumlandığını söylemeğe gerek yok tabii ki.
METİN:
Şehzade’nin huzuruna mukaddemâ varıp “devletlü padişah selam ittiler ve hatırunız sordular” deyü arz itdikde sâkit oldular ve “devletlü padişah benüm rızamda olmak saadet-i dâreyndir” deyü arz olundukda şöyle cevap virdi ki “ben onlarun rızasında olmaduğım bir nice def’a vaki’ olmuşdur ve ben terk-i rıza itdüğim şimdi mi bildiler. Günâh-ı sagîre hod ısrâr ile kebîreye yetişür ve günâh-ı kebîre hod ısrâr ile neye yetişdüği ma’lûm değil midir? Ve rızâlarında olmaduğum ya bedbahtlığımdan veya devletimden ola” didi ve “rızâdan garaz Trabzon’a varmak ise gökden Cebrâil inüp ve Peygamber dilek iderse kabûl iylemezin” didi ve “sen anda varıp âdemim gelüp cevap getürinceye değin bunda ancak tahammül idarin” didi ve “beni şöyle sanmasunlar ki Korkud emrem gibi bir yire varıp yine rücû’ eylemek ihtimali ola. Ben bu hususda baş virmeğe razı olup fikrümden dönmek ihtimali yokdur” didi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: