Kapat

TEKNOLOJİ ÇAĞINDA ANDROİD İNSANLAR…

 Kendine şöyle bir kenara çekilip bir bak. Cep telefonuna günde en az kaç kez dokunuyorsunuz?

Aslında farkına varmadan hayatı kaçırıyoruz ne yazık ki , bağımlılık denilince akla gelen ilk şey alkol, sigara ve madde bağımlılığı geliyor

Bu süreç içerisinde  akıllı telefona neden gelmiyor bence eklemek gerekiyor diye düşünüyorum.

Bir ortama  girdiğimizde muhabbet yerine telefona bakıyorsak telefon bağımlısıyız demektir.

Facebook, ınstagram  Whatsapp vs.  bu sana ne hissettiriyor? İnsanların paylaşımları bizi mutlu mu ediyor? Günde kaç saatimizi telefonla geçiriyoruz? Hayattan istediğimiz küçücük bir telefon mu? Şu kısacık dünya hayatında farkına bile varmadan zaman, dakika ve saatlerimizi nasılda akıtıp gidiyoruz.

Hayatımızın her alanında telefon kesin var!  Sosyal medya uygulamalarımıza bir sınır koymalıyız. Bir düşünelim sosyal medya uygulamalarına bakalım örnek olarak facebook, instagram, whatsapp…

Neden bedava bu uygulamalar bunların amacı sadece  bizi ekran başına mı kilitlemek

Ve hayatı kaçırmamıza başarısız olmamızı isteyenler mi var.

Unutmayalım ürün  ücretsiz ise  hedef sensin! hedef biziz! Unutmayalım bu uygulamalar uzman psikolog eşliğinde  çalışılarak , biz insanların  zaafları dikkate alınarak hedef oluyoruz unutmayalım.

Hep bilgisayarlar hacklenir. Günümüz teknolojisinde artık insanlarda hackleniyor bunun farkına varmalıyız artık.

Hiç insan hacklenir mi ?

diye sorduğunuzu tahmin edebiliyorum. Maalesef ki hackleniyor insanların genleri ile oynanmaya başlandığı iddia ediliyor.

hadi buyurun kendimize test yapalım ilk kural sadece dürüst olmak  ve  soruları samimiyetle cevaplamak olsun

Uyandığında ilk telefona mı bakıyorsun ?

Telefonu neden özlüyorsun?

Başkalarının paylaşımı seni mutlu mu ediyor?

Minicik bir cihaz seni mutlu mu ediyor?

Telefon nerde yastığının altında mı?

Gün içinde telefonla ne kadar vakit harcıyorsun ?

Düşünsene telefonla mı yaşamak istiyorsun?

Bi düşünelim telefon sana bakıyor sen telefona bakıyorsun kendini nasıl hissediyorsun?

Hayattan beklediğin bu mu?

TELEFONUN ESİRİ OLMUŞ İNSANLIK!

Kendimize bakalım, telefonun öyle bir esiri olmuşuz ki hayatımızı ; insanlarla konuşmak yerine telefona dalıp gitmeyi, hiç keyif almadığımız halde takıntılı bir şekilde sosyal medya hesaplarını kontrol etmeye adamışız.

Çünkü o kadar boş vaktimiz var ki, bunu telefondan daha iyi dolduracak bir şey olmadığını düşünüyoruz.

Evet , Şimdi benimde, sizin de bildiğiniz bir hesap yapalım mı? İnsan ömrü ortalama 80 yıl diyelim, sen bunun üçte birinde yani günde 8 saat uyuyorsun. 8 saat iştesin, üçte bir gitti. Günde 1 saat tuvalet, duş, kişisel bakım kaldı mı 7 saat. Bunun rahat 1 saati yemek. Kaldı 6 saat  1 saat de yolda geçiyordur, ortalama kaldı 5 saat  hadi iyimser olalım 2 saat de sosyal medya diyelim kaldı mı 2 saat

24 saatin 2 saati senin gerçekten yaşaman demek. Daha acımasız da olabilirdim bunu kabul et. Bunu kabul edelim, Yani 80 yılda aslında sadece 11 yıl yaşıyorsun. Bu arada doğduktan sonraki 4.5 yılı hesaba katmadım bu hesapta cömert davrandığımı bil istedim.

11 yılın var hadi kalk boş durma , neler yaparak sana ait zamanı biraz daha uzatabilirsin bi bak, hep beraber hayatımızı kısmaya başlıyoruz ne olacak ne kadar kısarsan kıs en fazla 1 saat ekleyebilirsin …

Şimdi sadece ve sadece ömrümüze yıl katmanın zamanı ,hadi kalk sadece 11 yılımız var kemeri değil hayatımızı kısıyoruz. Yaşayacağımız zamanı uzatıyoruz ve  ailemize , topluma ve devletimize fayda sağlama zamanı uyanmalısın. Önce sen ve senin zamanın yeterince mola verdik hadi senden sana doğru bir yolculuk yapıyoruz. Hayatınınız yarısı öyle yada böyle geçti ve bu güne geldik  elimizdekilere bakarak yolumuza devam etmeliyiz.

Dünya ya açılalım örneklere bakalım, insanlar yaşam yıllarını nasıl kullanmışlar ve insanlara fayda sağlamışlar buyurun inceleyelim

-Jordon Romero  15 yaşına kadar 7 kıtada en yüksek 7 dağa tırmandı.

-Türkiye’de olsa arkadaşına kalmaya gidemezdi.

-Eliana  Smith 7 yaşında ve radyo programcısı. Hem de büyüklerin aile dertlerini dinleyip onlara akıl veriyor.

-Türkiye’de 7 yaşında bir çocuk anne ve babasının dertlerini dinlemek isterse çocuk öyle her şeye karışmaz lafı duyulurdu.

-Bobby Fischer 13 yaşında dünyanın en geç satranç şampiyonu unvanını aldı. Sahi satranç biliyor musunuz?

– Türk filozof rica etsem söyler misiniz?

-Kim Ung -yong  4 yaşında üniversiteye gitti. 15 yaşında doktora yaptı. Bu kadar şeyi neden yazdım size ama onlar özel çocuklar diyebilirsiniz.

Belki de sende özeldin? Peki ya çocuğun özel ise? Kim anlayacak? Devletin bunu tespit etmesini veya okulun bunu tespit etmesini bekleme sen bileceksin.

Büyük bir Rus ressamı Brullof bir kez öğrencisinin çalışmasını düzeltmişti. Öğrenci değişen çizgisine şaşkınlık içinde bakarak “çok az dokunarak onu bambaşka bir resme dönüştürdünüz. Bu nasıl oldu ? diye sorduğunda ise brullof , sanat küçük şeylerle başlar diye cevap vermiştir. Bu benim hayatımın çok önemli bir yerindedir. Bunların  sizin hayatınıza da yön versin diye yazdım .Hayatımızda en ufak bir dokunuşla çok farklılıklar yapabiliriz. Ama küçük bir kutunun içinde hayatı aramayalım ne olur.

Toplu taşımalarda, insanların halleri içler acısı bir tablo  gözler var görmüyor, kulaklar var duymuyor, beden var hissetmiyor, ağız var konuşmuyor. Kurulmuş saat gibi dolaşan insanlar yani android insanlar artık her yerdeler…

Başkasının hayatını izlerken kendi hayatımızın dakikaları akıp gidiyor.

Yapılan istatistiklere göre günde en az 10 saat telefonla uğraşıyoruz, yemek yerken, ders çalışırken, kitap okurken, makyaj yaparken, evi temizlerken… Telefon daima elimizde sanki organımız  gibi resmen!

Telefona en fazla 10 dk  dayanamayıp elimize alıyoruz.

Sağlık açısından örnekle açıklayalım , kısaca sigara içen bir insanların beyinin sol tarafından bir salgı gelir ve o kısım ödüllenmiş olur yemekten sonra kahve içerken, sigara içerken, beyin hep bunları kodlar ve her yemek yiyişinde beyin kodlama yapar size sigarayı hatırlatır.

Diyelim ki bir kanser hastası acı  çekiyor ve beden sürekli beyne sinyal gönderiyor ve o kişiye siz sigara uzattığınız da sigara içmez beyin artık acı  görmüştür ve ondan uzak durur

Beyin cezalandırma kodları nedir? Açalım biraz beyin neleri kodlar ve ondan soğumaya başlar ders, kitap, ödev itme hareketi yapar ve onlardan kaçar.

Öyle bir sistem yapılmış ki onları daha bağımlı yapmaları için sanal bir dünyada gerçek sorumluluklarından uzak

Ona sahte bir şekilde o zevki veriyor. 

Günümüzde çocuklar, teknolojinin alabildiğine kullanıldığı bir dünyanın içerisine doğuyor

Artık iletişim araçları çocuklarımızı etkisi altına almıştır. Onların tek sahibi biz değiliz. İletişim araçlarının yaygınlaşması, kullanımının kolaylaşması ve ucuzlaması ile birlikte çocuklarımız internet dünyasında ve özellikle sosyal medyanın her alanındalar.

Sosyal medya kullanım yaşının gittikçe düştüğü bu zamanda ailelerin çocuklarına zararlı olabilecek mecralardan uzak tutabilmesi için yapması gerekenleri yapmalıdır.

Aile, toplumun en küçük ama en önemli kurumudur. Aileyi oluşturan anne, baba ve çocuklar, toplumun ve ülkenin geleceğini inşa eder. Toplumu oluşturan ailelerin sağlıklı ve güçlü olması ülkenin güçlü olması demektir. Böylelikle ilk sosyalleşme aile içinde başlamış olur. Bunun için çocuğun gelişiminde ailenin ilgisi çok önemlidir.

ÇOCUKLARIMIZ VE İNTERNET

Günümüzde özellikle çocukların internet, sosyal medya, bilgisayar oyunları vb. gibi medya ortamları ilgilerini çekmektedir. Günümüzde çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren sosyal medya kullanmaya başlamaktadır.

Bugün ise  küçük veya büyük her birey sosyal medya kullanmaktadır. Sosyal medya araçlarından çocukların zarar görmemeleri ve bilinçli kullanım sağlamaları için çok dikkatli olmaları gerekmektedir.

Sosyal medya sayesinde olumlu olumsuz birçok kaynak çocukların erişimine açık hale gelmektedir ki olumsuz kaynaklar çok fazla ve telafisi olmayan kayıplara yol açabiliyor. Mavi Balina gibi…

Çok hızlı gelişen teknolojiye aileler uyum sağlamakta zorlanmakta ve çocuklarını bilmedikleri bir dünyanın içinde yeterince koruyamamaktadırlar. Günümüz çocukları boş vakitlerinin çoğunu internet ortamında geçirmekte sosyallikten uzaklaşmaktadır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yeni teknolojilerin takipçisi ve ilk kullanıcıları nüfusun genç kesimidir.

Sosyal ağlar bugün iletişim kurmanın ötesinde, kendini ifade etmenin en önemli araçlarından biridir.

Merak, çocukların çok önemli bir dürtüsüdür, bu nedenle anne-babaların sadece anlayış ve sevgi göstermeleri yeterli olmayacaktır, çocuklar öğrendikleri ve keşfettikleri her şeyi internet üzerinden birbirleriyle paylaşma gereği duyacaklar, okulda, mahallede, sokakta, parkta yapamadıkları veya artık yapamayacakları her şeyi internet üzerinden yapma imkânı bulacaklardır.

 İnternet kullanımı ve bilgisayar oyunları, bu bakış açısıyla bakıldığında aslında “yalnızlaşan” çocuğun sosyalleşme ihtiyacını karşılamak adına yapılan tuzaklar olarak karşımıza çıkar.

Sosyal medyanın, toplum hayatına da olumlu yönde etkileri de bulunmaktadır.

Örneğin, sosyal medya araçlarının kullanımı, ebeveynlere çocuklarının okulda ki durumu hakkında bilgi almasını sağladığı gibi, çocuklara da eğitim anlamında avantajlar sağlayabilir. Sosyal medya, öğrenciye ev ödevleri konusunda yardımcı olabilir.

İnternet öğrencilere kendine has bireysel çalışma olanakları sunmasının yanı sıra işbirlikçi öğrenme çevreleri sağlamada da göz ardı edilemeyecek olanaklar sağlamaktadır.

 Ama aileler kontrolü elden bırakmamalı…

 Gelelim sosyal medyanın arka planına her alanda olduğu gibi en önemli konu ise para;

İstatistiklere bakalım ,

Türkiye yaklaşık ortalama 7 saatini internette geçiriyor.

Örnek olarak ınstagramı düşünelim sebepsiz fotoğraf çekilip instagrama   yükleme nedir sizce?

Ben anlam veremiyorum aklıma sadece ön kameranın kullanımı geliyor biraz istatistiklere bakalım neler olmuş kayıtlar hiçte iç açıcı değil ve bazı gerçekleri ve toplum olarak eksiklerimizi görmemiz ve bir ders çıkarmamız gerekiyor.

Bir can bu kadar kolayca bir resim karesi için son verilmemeli diye düşünüyorum.

Self ‘i yaparken 2011/ 2016 yılları arasında  93 kişi hayatını kaybettiği unutulmamalıyız.

2018 yılında ise  117 kişi fotoğraf çekerken hayatını kaybetmiş olduğunu aklımızdan çıkart mayalım ölüme götürecek kadar bizi etkileyen bu resim karesi kaç kişi beğenirse beğensin hayattan önemli değildir diye düşünmekten kendimi alamıyorum acı ama gerçek ki bu kadar etkiliyorsa insanlar üzerinde psikolojik baskı yaparak neler olabilir sonuçta insanların çok çabuk etkilenme özelliği olduğu için tedbir almalıyız.

Sosyal medyanın İnsanlar üzerindeki  etkisinden biride, kaç kişi gördü kaç kişi beğendi kaç kişi yorum yaptı vs .

 Bunlar çok önemli insanların üzerindeki psikolojik  ve birilerine kanıtlama etkisini yaratıyor.

Ve takipçi satın alınıyor hatta beğeni satın alıyorlar ve insanlar mutlu oluyor.

Sosyal medyada en ilginç şeylerden biride en lüks şeyleri yiyip ,içip sosyal medyada  paylaşım zenginliği var. İnsanlar kendilerini birilerine olduğundan fazla gösterme çabalamamızdan dolayı  kendimizi farklı gösterme ihtiyacı duyarız. 

Bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle ortaya çıkan sosyal medya hem bireyler açısından hem kurumlar açısından vazgeçilmez bir platform haline geldi. Her geçen gün kullanıcı sayısı artan ve kullanım sıklığı artan bu platform insan yaşamı üzerinde etkisini artırmaktadır.

Sosyal medyanın en önemli özelliğinin başında bireylerin kendilerini başkalarına açık bir şekilde ifade etme edebilmesidir.

Sosyal medya kullanımındaki hızlı artış, insanlar arasındaki iletişim tarzını önemli oranda etkiliyor. Özellikle bu durum, aile içi ilişkilerin zayıflamasına yol açıyor.

Sosyal medyada geçirilen uzun dakikaların ailedeki yüz yüze olan iletişimi azaltması, çocukların aile ile paylaşımlar yapmak yerinde sanal ortamda kendilerini anlatmalarına yol açmıştır.

Sosyal medya, insanların sosyal ihtiyaçlarını gidermede kullanılması gerekirken farklı bir yola girmiştir.

Ailelerin, yeterince çocuklarını takip etmek yerine kendilerine sosyal medyada zaman ayırmayı tercih ettikleri saptanmıştır.

Bu durumunda çocukların ailelerine karşı duygularının azalmasına, zamanla kendilerini yalnız hissetmelerine yola açabilmektedir. Sosyal medyada iletişim daha çok kelimeler ve semboller aracılığıyla gerçekleşmektedir.

Bu da karşılıklı iletişimi iler ki zamanlarda yok edebilir gibi geliyor bir düşünelim iletişim kuramayan nesil sembollerle anlaşan bir nesil sizce olabilir mi ?

 Bu durum zaman ,zaman iletişim kopukluklarının yaşanabilmesine sebep olmaktadır.

 Anne ve babaların sosyal medyayı kullanırken çok daha dikkatli davranmaları gerekmektedir. Gençler, kendi odalarında yalnız bir şekilde sosyal medyanın başında vakit geçirdiklerini düşünemiyorum. Gençler ve çocuklarda TV izleme, spor yapma, kitap okuma, oyun oynama  arkadaşlarla zaman geçirme gibi faaliyetlerin yerini sosyal medyaya bırakmış galiba sokaklarda çocuklar yok…

 Bu bağlamda güncel bir bilgi olarak Instagram kullanıcı sayısında hızlı bir artış olduğu söylenebilmektedir.

 Sosyal medya, insanların birbirleriyle olan iletişimini kolaylaştırmakta ve hızlandırmaktadır. Fakat sanal anlamda ilişkileri geliştiren sosyal medyanın aile içi iletişim üzerinde negatif etkiye sahip olduğu görülmektedir.

Hayatlarının bir parçası olduğunu göstermektedir.

Sosyal medya kullanım sıklığının artmasıyla aile içi paylaşımın ve aileleri ile kaliteli ortak vakit geçirme durumunun azaldığı görülmektedir.

Günümüzde hızla artmaya devam eden sosyal medya kullanımının kişilerarası yüz yüze iletişime etkisi tartışma konusu olmaktadır. Sosyal medyanın etkilemiş olduğu iletişimlerin başında aile iletişimi gelmektedir.

 Sürekli olarak artış görülmektedir.

Aileler, susturmak veya oyalamak amacıyla çocuklarına cep telefonu vererek aslında onlara büyük zarar veriyor.

Çocuklarımızın, cep telefonlarını ellerine aldığı zaman çevreyle olan iletişimi kopuyor, sadece cep telefonuna bağımlı hale geliyorlar.

Ayrıca cep telefonunun yaydığı radyasyondan çocuklar çok daha fazla etkileniyor. 

Teknolojinin, birçok avantajın yanında ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğine özellikle cep telefonlarının sağlığı en çok etkileyen araçlardan olduğunu unutulmamalıdır.

Tehlike büyük zeka geriliğine sebep oluyor ve psikolojik problemler ilerde bizi bekliyor kendini ifade edememe davranış problem dil geriliği sosyal ilişkiler zayıflıyor.

Büyük çocukların oynadıkları oyunlara dikkat etmelidir.

Dijital oyunlardaki 'İslamofobik mesajları' ortaya çıkarıyorlar
Bir oyunda yerde arapça Allah yazısı beliriyor…

Unutulmamalıdır ki beyin dışardan gelen uyarı ile çalışır,  konuşmak oyun oynamak beyne dışardan gelen bir uyarı vermezsek o çocuğun beyni gelişmez çocuklarla vakit geçirmeliyiz tv tablet ve telefonda karşılıklı iletişim olmadığı  için İçine kapanık bir ve düşünmeyen bir nesil yetişiyor.

Teknoloji bağımlılığından hem çocukları hem büyükleri kurtarmalıyız. Fakat nasıl?

 Oyun oynayın pasta yapın sarılın alın kucağınıza doya doya sarılın alıştırılmazsa tablet telefona bunların hepsini yaparsınız çocukla çocuk olun sorumluluk verin önceden biz anne baba söylemeden bir şeyler yapardık şimdi çocukları bıraktık teknolojiye söz dinlemez anne babaya karşı evlat yetiştiriliyor.

Bulaşık yıkayan masadan tabağını mutfak tezgahına koyamayan nesil, ayağına su yemek götüren    ebeveyn oluyorsunuz, sonra yine yakınan siz oluyorsunuz çocuklarda suç yok her şey ailede başlar.

 Gençlerin tertemiz beyinlerini , ruhlarını kirleten maalesef büyükler oluyor.

 Bazı şeyleri bir deneyin hayat nasıl da normale dönecek işin basitine kaçılırsa önüne geçmekte mümkün değildir.

     Çocuklarımızı hayata nasıl hazırlayacağız mücadele eden bir çocuk veya çocuklar yok.

Hantal evden çıkmayan saatlerce telefon tablete bağımlı bireyler yetişiyor.

Unutulmamalıdır ki sonraki nesil ruhsuz mutsuz çaresiz düşüncesiz bilimden uzak hayattan zevk almayı bilmeyen okumayan bir nesil olmasın.

Geleceğimizi kendi ellerimizle yok etmeyelim. Buna bir çare bulunmalı…

ve çalışma yapılmalı

Herkes bunun bilincinde olsun çocuklarımızı dünyaya getirip başkasının ellerine bırakmayalım.

Olmaz yapamıyorum bunalıyorum dayanamıyorum kendime vakit ayıramıyorum deyip çocuklarımızın ellerine bombaları bağlamayalım.

Hayat senden sonra da devam edeceğini unutma…

Devlet Yetkililerimizin bir an önce koronavürüs’e aldığı tedbirlerin yanında bizlerin geleceğini tehdit eden asıl salgın sosyal medya’da ki salgında  ailelerden, çocuklara bulaştı ve de ne ilacı var nede bir çaba var bir an önce tedbir

almalı diye düşünüyorum.

Geleceğimizin en önemli sorunu budur.

Okuduysan sende üzerine düşen görevi yapmalısın.

İçine dön ve kendini yenile aç gözlerini ve ruhunu çıkar yataktan başrolde senin oynadığın bir gerçek bir film başlıyor. Mümkünse kendin için alışveriş yap, bir başkasını mutlu etmek için değil , kendini mutlu et …

Düne çare yok ama yarına çare çok var

Amacım sadece sizi uyandırmak,

Başkasın düşündüğümüz kadar  kendimizi de düşünmeliyiz.

Saygılarımla

Akıncılar Birliği Başkanı Ömer KANTEMÜR

0 0 0 0 0 0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir